Arslan Hukuk Bürosu

İcra ve İflas Hukuku, alacağını tahsil edemeyen bir alacaklının, kanun çerçevesinde devlet kuvvetiyle alacağının tahsili amacıyla başvurulan bir hukuk dalıdır. Bu kapsamda, borcunu ödemekten imtina eden ve/veya kendisine ulaşılamayan borçlu aleyhine icra müdürlüklerinde icra takibi başlatılır. Borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin konusunu alacaklının alacağı ve mevcut ise faizleri oluşturur. Alacağın tahsili amacıyla, borçlunun sahibi olduğu taşınır, taşınmaz üzerine haciz işlenerek satış işlemlerine başlanabilir veyahut borçlunun çalışmakta olduğu işyeri tespit edilerek dosya borcuna karşılık maaşından kesinti yapılmak üzere işyerine maaş haciz müzekkeresi gönderilebilir. Buna ek olarak borcun tahsili amacıyla bir de borçlunun bankalar veya 3.kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının haczi için ilgili kişilere haciz ihbarnamesi gönderilerek uhdesinde borçluya ait alacak bulunduran 3.kişilerden söz konusu parayı icra müdürlüğü dosyasına göndermeleri talep edilebilir. Detaylı şekilde ifade edildiği üzere, İcra ve İflas Hukuku bize devlet kanalıyla alacağımıza kavuşma imkanı tanır. Biz de Arslan Hukuk Bürosu olarak müvekkilimizin tahsil edemediği, borçlularına ulaşamadığı durumlarda borçlular aleyhine icra takibi başlatarak ve yukarıda anıldığı şekilde çeşitli yollarla haciz uygulayarak, cebri icra yolu ile müvekkillerimizin alacaklarını tahsil etmekteyiz. Yine alacağı bir kambiyo senedine dayanan alacaklılara olan borçlarını zamanında ödemeyen borçlulara karşı da kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılarak cebri icra yolu ile alacağın tahsil edilebilmesi mümkün hale gelmektedir. Bunun yanı sıra, ipoteğin veya rehnin paraya çevrilmesi yoluyla da takip yapılarak alacaklının lehine tesis edilen ipotek veya rehnin paraya çevrilmesi yine kanun çerçevesinde sağlanabilmektedir. 

Alacağın tahsili amacıyla başvurulan herhangi bir icra takip müessesesinde takibin kesinleşmesi için beklenmesi gereken yasal süreler bazen alacaklının alacağına kavuşmasını tehlikeye sokabilmektedir. Bunun gibi borçlunun mal kaçırma riskinin bulunduğu hallerde ihtiyati haciz kurumuna başvurarak icra takibinin kesinleşmesi beklenmeksizin ivedi bir şekilde borçlunun sahibi olduğu taşınır ve taşınmazlar üzerinde haciz uygulayarak, maaşının ¼’üne haciz işlemesi için müzekkere yazdırarak veya borçlunun bankalardaki hesaplarına bloke koydurarak borçlunun kötüniyetli davranışlarının önüne geçerek alacaklının alacağını tahsil imkanını arttırmaktayız. Aynı zamanda cebri icra yoluyla haciz yapılmasının bir parçası olarak borçlunun adresinde fiili haciz uygulamasına da başvurulabilir. Bu yolla, icra müdürlüğü kanalıyla borçlunun adresindeki borçluya ait taşınır mallar haczedilebilir ve muhafaza altına alınabilir. Bu aşama, kötü niyetli ve borcunu ödemekten kasten kaçınan borçlular bakımından caydırıcı olması nedeniyle genelde tahsilat ile sonuçlanmaktadır. Ancak bu aşamada, fiili hacze gidilen adreste haczedilen mal üzerinde 3.kişinin istihkak iddiasında bulunması, yani haczedilen mal üzerinde hak iddia etmesi, ve/veya borçlunun malın 3.kişiye ait olduğu yönünde istihkak iddiasında bulunması halinde icra memuru bu hususu haciz tutanağına geçirerek, durumu icra müdürlüğüne intikal ettirmiş olur. İşbu istihkak iddiasına karşı icra müdürlüğü tarafından alacaklı ve borçluya 3 gün içinde itirazda bulunmaları için süre verilir. İstihkak iddiasına karşı herhangi bir itirazda bulunulmaz ise istihkak iddiası kabul edilir ve haczedilen taşınır üzerindeki haciz kalkar. Ancak istihkak iddiasına karşı verilen süre içinde itiraz edilmesi halinde icra müdürlüğü takibin akıbeti bakımından karar verilmesi amacıyla dosyayı icra hukuk mahkemesine gönderir. İcra hukuk mahkemesi tarafından takibin talikine/durdurulmasına veya devamına karar verilebilir. Takibin devamına ilişkin verilen karara karşı 7 gün içinde istihkak iddiasında bulunan 3.kişinin istihkak davası açması gerekmektedir. Dolayısıyla fiili haciz uygulanan adreslerde öncelikle evrak, fatura vs. araştırması yapılarak gidilen adresin borçlu şahıs veya şirketin mutat meskeni olup olmadığının tespit edilerek belgelendirilmesi sonradan 3.kişi tarafından açılabilecek istihkak davasında delil sunumu açısından oldukça büyük önem arz etmektedir.

Çağımızın en büyük problemlerinden olan kira ödemelerinin yerine getirilmemesine karşı ise kiraya veren müvekkillerimizin adına kiralanan taşınmazın tahliyesi yoluyla icra takibi başlatılabilir ve bu yolla kiracının ödemekten imtina ettiği kira bedelleri cebri icra yoluyla borçludan tahsil edilebilir. Biz de ifade edildiği şekilde, kira bedellerinin tahsili amacıyla kiracı aleyhine icra takibi başlatarak kiraya veren konumundaki müvekkillerimizin alacaklarını tahsil ediyoruz ve müvekkilin talebi doğrultusunda kiralanan yerin tahliyesi hususunda kanun çerçevesinde kiralanan yerin tahliye edilmesini sağlamaktayız. 

Diğer yandan, İcra ve İflas Hukuku ihtilaflı alacaklar ile de ilgilenen bir hukuk dalıdır. Öyle ki, borçlu aleyhine başlatılan icra takibine karşı borçlunun yasal süre içerisinde itiraz hakkı bulunmaktadır. Buna karşılık takibe konu alacak kesinleşmeyeceğinden öncelikli olarak borçlunun haksız itirazının iptali gerekmektedir. Bununla birlikte, bir de borçlu olmamanıza rağmen aleyhinize icra takibi başlatıldığı ve cebri icra yolu ile haksız yere tahsilat yapılmak istendiği durumlar ile sıkça karşılaşmaktayız. Bununla da kalmayıp yasal süresi içinde itiraz hakkınızı ileri sürmediğiniz için haksız yere para ödemesi yapmak durumunda kaldığınız veya taşınır ve/veya taşınmazınıza konulan haciz nedeniyle satılması neticesinde haksız yere zarara uğradığınız hallerde mevcuttur. Bu halde, menfi tespit davası ve istirdat davası gündeme gelmekte olup borçlu olmadığınızın tespiti için menfi tespit davası ve meğer ki haksız yere para ödemesi yaptığınız durumlarda da para iadesi talebi ile istirdat davası ikame edilmesi gerekmektedir.  Anılan dava çeşitleri ispat yükü bakımından borçlu konumundaki size oldukça büyük bir külfet yüklediği için bir avukattan hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. 

İcra ve İflas Hukuku’nun bir bölümünü de kanunda belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen kimselerin bu ihlalleri nedeniyle tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeler oluşturmaktadır. Bu ihtimalde, örneğin aile mahkemeleri tarafından verilen nafaka kararına göre ödemekle yükümlü olduğu nafakayı ödemekten kaçınan nafaka borçlusuna karşı kanun hükümleri çerçevesinde cezalandırılması konusunda icra mahkemelerine şikayette bulunabilir. Yargılama sonucunda nafaka ödemekten imtina eden borçlunun ödemediği aylar için tazyik hapsine karar verilir. Biz de hükmedilen bir mahkeme kararı olmasına karşılık nafaka ödeme yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle zarara uğrayan müvekkillerimizin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için cebri icra yolu ile icra takibi başlatmanın yanı sıra bahsettiğimiz şekilde şikayet yoluna da başvurarak müvekkillerimizin nafaka alacaklarına kavuşmasını sağlıyoruz.